Pazartesi, Temmuz 07, 2008

Cennet ve Cehennemin Sembolik Anlamları


Cehennem (Gehenna[m]) İbranice "Gehinnom" (Hinnom Vadisi) sözcüğünden gelir. Hinnom da İbranice gözyaşı demektir. Gehinnom, Kudüs'ün güneyinde, ilkçağda suçluların, kurban edilenlerin atıldığı, yakıcı sıcaklarıyla ün salan bir ceza yeridir. Tevratta belirtildiğne göre İbrani kralı Hz. Süleyman'ın Kenan Tanrısı Moloh için Hinnom Vadisi'nde hazırlattığı bu sunakta insanlar çocuklarını tanrıya adak olarak ateşe atarlarmış. Hinnom vadisinde kurulan Moloh tapınağı MÖ 8. yy’da Kral Hosea tarafından yıkıldıktan sonra, burası lanetli sayılmış ve Kudüs kentinin çöplüğü olarak kullanılmıştır. Tevrat'ta simgesel olarak kullanılan Gehenna(m); kimi insanlar için bir yıla yakın bir süre, kimileri için ise sonsuza kadar kalınan kötülüklerden arınma yeridir.

Cennet sözcüğü ise Aramice "koruma, kapatma, etrafını çevirme" demek olan "gnn" köküne sahip bahçe anlamındaki "gannā / gannətā"dan gelir. Kavramın Aramiceye Babil ve Asur'da konuşulan Akadça "korumak, etrafını çevirmek" anlamındaki "ganānu" sözcüğünden geçtiği düşünülmektedir. Avrupa dillerindeki "paradise (İng), paradies (Alm), paradis (Frn)" sözcüğü Yunancada parádeisos'tur ve o da etrafı çevrili yer, bahçe anlamındaki pairidaeza kökünden gelir. Zaten Tevrat'taki cennet de Fırat ve Dicle nehirleri arasında etrafı çevrili bir bahçe olarak tarif edilir.

İslamiyette de “Hiç kimse cehennemi görmeden cennete girmeyecektir” hadisi uyarınca, cennete girmenin koşulu cehennemi görmektir. Bundan doğal bir şey de yoktur, çünkü cehennem nefsin terbiye edilmesi için yaşanan zorluklar, çekilen eza ve cefalardır; yani yaşanan bir halin adıdır. Bu Kur’anda da “Her nefs ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.” [Ali İmran-185] şeklinde anlatılmaktadır.

Nefs, İslam tasavvufunda “emir altındaki” anlamına gelen ve şeriat kuralları ile yönetilen nefs-i emmareden, “nurlar içindeki” anlamına gelen aydınlanmış nefs-i envareye evrilirken (aradaki diğer dereceler: levvame, mülhime, mutmainne, râziye, marziye) yedi dereceden geçer. “Ey huzur içinde olan nefs! Sen O'ndan (Allah'tan) razı (nefsi raziye), O da (Allah) senden razı (nefsi marziye) olarak Rabbine dön! İyi kullarımın arasına gir. Cennetime gir.” [Fecr-27-30] ayetlerinde de cennete yaşarken girmenin şifresi verilmiştir. Bu süreç kolay bir süreç değildir. Yunus “bu yolcukta nice başlar gidecektir” der. “Ölmeden önce ölünüz” hadisi de aynı yolculuğa işaret etmektedir. Bu bir kendinden çıkma ve sonuçta yine kendine dönme yolculuğudur; ama dönülen beden aynı olsa da bilinç aynı bilinç olmadığından, dönülen kişi artık aynı kişi değildir.

Cehennem azabını çektikten ve içimizdeki tüm kötülüklerden arındıktan sonra girilen cennet halinde çevremizdekilerde herhangi bir değişiklik yoktur. Kuran’daki “Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, ‘Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!’ diyecekler.” [Bakara-25] şeklindeki anlatım da buna işaret etmektedir. Öyledir de; çünkü değişen, metamorfoza uğrayan kişinin kendisidir. Çirkin tırtıl, aslında o da güzeldir ya, eskiyle alâkası olmayan harikulâde bir kelebeğe dönüşmüştür.

Özetle; cehennem de, cennet de insanın dünyada yaşayacağı ve yaşadığı hallerdir.

Son sözü yine Yunus'a bırakalım:

Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver anları
Bana seni gerek seni

Not: Resim, Escher'in Cennet-Cehennem adlı yapıtıdır.

3 yorum:

canbulan dedi ki...

Konu kısmına felsefeyi de eklemek gerekiyor diye düşünüyorum. Sadece din ve maneviyat etiketi bu güzel yazıya haksızlık gibi geliyor. Sonuçta yorumlanmasına iyi gözle bakılmayan din konusuna bilimsel bir yorum katmışsınız.

Adsız dedi ki...

Cennet ve cehennem kavramlari,gecmiste sadece museviler,hristiyanlar ve muslumanlarca ele alinmamis..Bu 3 dinden once,ornegin hindistanda mevcut dinler ve sonra yine bu 3 dinden once Buddha da kendi tezlerini one surmusler..Buddha'ninki cok daha ilginc ve simdiki bilimin-ozellikle fizik,matematik ve astronomi'nin- vardigi noktalarla da ortusuyor...Anlatimi ise cocuk masallari gibi degil,yuksek mantiksal konsantrasyon gerektiriyor..
Buddhismi inceleyen ve yorum yapacak bir arkadastan da katilim olursa bu konuya,cok ilginc noktalara varabilirsiniz..
Hepinize selamlar......

korhan dedi ki...

Cennet ve cehennem kavramlari,gecmiste sadece museviler,hristiyanlar ve muslumanlarca ele alinmamis..Bu 3 dinden once,ornegin hindistanda mevcut dinler ve sonra yine bu 3 dinden once Buddha da kendi tezlerini one surmusler..Buddha'ninki cok daha ilginc ve simdiki bilimin-ozellikle fizik,matematik ve astronomi'nin- vardigi noktalarla da ortusuyor...Anlatimi ise cocuk masallari gibi degil,yuksek mantiksal konsantrasyon gerektiriyor..
Buddhismi inceleyen ve yorum yapacak bir arkadastan da katilim olursa bu konuya,cok ilginc noktalara varabilirsiniz..
Hepinize selamlar......